Arthur Danto’nun Estetik Anlayışı
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türkiye
Tez Danışmanı: Nurten Gökalp
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Sanatın ne olduğu sorusu, Arthur Danto'nun sanat anlayışını şekillendiren önemli bir meseledir. Bu tezin amacı, Danto'nun sanat anlayışını ve Duchamp ile temelleri atılan, Andy Warhol'la ise kesinleşen, yeniden üretilebilir çağda sanat yapıtını tespit etmek; büyük anlatıların sonunun nasıl geldiğini; sanatın felsefeye nasıl yaklaştığını ve geleneksel sanat anlayışının getirisi olan sanat yapıtındaki teklik, eşsizlik, yeniden üretilemezlik gibi temel özelliklerin ortadan kalkmasıyla Danto'nun tabiriyle "Sanatın Sonu"nun nasıl ilan edildiğini belirlemektir. Sanat üretiminde artık her şeye izin vardır ve tarihin sınırları artık mevcut değildir. Bir şey üretebilen herkes sanatçıdır. Bu doğrultuda "sanat nedir?" sorusu, sanat felsefesi çalışmalarının büyük bir çoğunluğunda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Klasik anlayış içerisinde etik problemler dâhilinde değerlendirilen sanat tanımlarında filozofların kendi sistemleri içerisinde bütüncül yapıyı korumak adına sanatı anlamlandırılmaya çalıştıklarına şahit oluruz. Sanat, geleneksel bakış açısında güzellik, taklit ve temsil üzerinden tanımlanmaktadır. Taklit ile temsil ise gerçeklik üzerine kuruludur. Sanatın gerçekliğin taklidi ya da temsili olduğu kabul edildiğinde ise sıradan nesne ile sanat nesnesi arasındaki ayrım da net bir şekilde yapılabilecektir. Bu doğrultuda Antik Yunandan 20. yüzyılın başlarına kadar sıradan bir nesne ile sanat eserini birbirinden ayırt etmek mümkündür. Ancak temsil üzerine düşünüş gerçekleştiğinde, yani gerçeklik ve sıradan nesne arasındaki ayırım ortadan kalktığında, o andan sonra artık sanatın ne olduğu sorusu felsefi bir problem haline gelir. Sanat artık, üretimi, sanatçıyı, izleyiciyi, eleştirmenleri de içerisine alan kapsamlı bir sahadır. Danto, bu açıdan, sanatın ne olduğu sorununu, hem özcü bakış açısıyla hem de analitik felsefe geleneğinden aldığı temelle, Kıta Avrupası ve Anglo-Amerikan geleneklerini sentezleyerek yeniden yorumlamış; sanatın sonu teziyle, durgun sanat felsefesi tartışmalarına canlılık kazandırmıştır.