Refah devletinin dönüşümü bağlamında sivil toplum kuruluşlarının yoksullukla mücadeledeki rolü: Gıda bankacılığı uygulaması


Dr. Öğr. Üyesi NURSEL KARAMAN

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tez Danışmanı: Yücel Uyanık

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)

Özet:

Toplumsal refahın aktörleri arasında yer alan sivil toplum kuruluşlarının sosyal politika disiplininin amaçlarına hizmet ettikleri düzlemin, 1970 sonrası küreselleşme olgusu ve neo-liberal politikalar eşliğinde refah devletinin dönüşümü sürecinde, devletin refahın yaratımındaki payının göreli olarak azaltılmasının bir dayanağı haline getirildiği görülmektedir. Böylelikle yoksulluk gibi ciddi toplumsal meselelerin çözüm arayışları daha yoğun ve yaygın biçimde bu örgütlenmelerin gündemine girmektedir. Gıda bankacılığı son 30 yılda yaygınlaşmış görece yeni bir uygulama olarak, hem sivil toplum kuruluşlarının bizzat kendilerinin hem de gönüllü sektör-özel sektör-kamu sektörü ilişkilerinin, günümüz refah toplumlarındaki yoksulluk sorununa ne ölçüde ve nasıl yanıt verebildiği hakkında önemli veriler sunmaktadır. Bu tez çalışması, bu bağlamda, Türkiye'de gıda bankalarının çeşitli fonksiyonları ve talep tarafı ve arz tarafı ile birlikte ele alınarak, yoksullukla mücadele konusunda, refah sistemindeki yerlerinin bütüncül bir değerlendirmesini yapabilme amacından yola çıkmıştır. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden faydalanılan bir saha araştırması yürütülmüş ve tarafların gıda bankacılığı uygulamasındaki bakış açılarına ve deneyimlerine odaklanan betimsel bir analiz gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz neticesinde, Türkiye'de gıda bankalarının kapitalist sistemin yarattığı fazlayı ihtiyaç sahiplerinin, çevrenin ve tüm toplumun yararına yeniden değerlendirmenin gönüllü iyi bir çabası olarak görülebileceği; ancak yoksulluk karşısında devlet politikalarının ikamesi olarak varlıklarını devam ettirmelerinin söz konusu olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.