Popüler Kültürde Melez Kimlik Oluşumları: Gösterge Bilimsel Bir Analiz


Creative Commons License

Demircan B.

Turkish Studies - Economics, Finance, Politics , cilt.21, sa.1, ss.445-492, 2026 (TRDizin)

Özet

Bu çalışma, Türkiye’de modernleşme süreciyle birlikte şekillenen seçkincilik (yüksek kültür) ile popüler kültür arasındaki çatışmayı, kimlik inşası bağlamında çok katmanlı bir yaklaşımla incelemektedir. Pierre Bourdieu’nun Ayrım adlı eserinde vurguladığı gibi, kültürel tüketim ve beğeni yargıları sınıfsal tahakkümün önemli araçlarındandır. Yüksek kültür, halkın estetik ve entelektüel düzeyini “yükseltme” misyonu taşırken; popüler kültür, daha geniş kitlelerin kolayca erişebildiği ve kimi zaman “aşağı” olarak değerlendirilen bir alan olarak konumlanmaktadır. Çalışmada, kültür endüstrisinin bir ürünü olarak İnci Taneleri dizisi incelenmiştir. Dizideki beğeni yargılarının ve kültürel kimliklerin nasıl şekillendiği, göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, yüksek kültür ile popüler kültürün birbirini dışlamaktan ziyade iç içe geçerek “melez kimlikler” oluşturduğunu ve bu kimliklerin bireylerin sosyal statü ve aidiyet algıları üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dizide kullanılan dil, hem kültürel hiyerarşileri yeniden üretmekte hem de seçkinci kimliklerin inşasında araçsal bir rol üstlenmektedir. İnci Taneleri dizisi, bir popüler kültür taşıyıcısı olarak değerlendirildiğinde, kültür mekanizmasının işleyişini ve kültürel katmanlardaki yapısal özellikleri görünür kılması bakımından toplumsal bir işlev üstlenmektedir. Topluma yönelik seçkinci eleştirel bakış açıları dikkate alındığında, dizinin bu eleştirileri doğrudan karşılayan ya da yapısal bir eleştiri geliştiren bir söylem üretmediği görülmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, modern toplumlarda kültürel beğeninin dil aracılığıyla nasıl yönlendirildiğini, toplumsal kutuplaşmanın kültürel düzeyde nasıl inşa edildiğini ve bireylerin kimliklerinin bu süreçte nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Kültürel alanın inşasının, mevcut toplumsal yapıyı yeniden üreten bir nitelik taşıdığı gözlemlenmektedir.