OSMANLI MODERNLEŞMESİNDE MEŞRUİYET VE MİMARİ: II. MAHMUD DÖNEMİ ÖZBEK TEKKELERİNDE İMAR VE HİMAYE POLİTİKALARI
TURK KULTURU VE HACI BEKTAS VELI - ARASTIRMA DERGISI, sa.118, ss.285-306, 2026 (Scopus, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.60163/tkhcbva.1856258
- Dergi Adı: TURK KULTURU VE HACI BEKTAS VELI - ARASTIRMA DERGISI
- Derginin Tarandığı İndeksler: Scopus, MLA - Modern Language Association Database, Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM), MLA International Bibliography
- Sayfa Sayıları: ss.285-306
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Sultan II. Mahmud dönemi Osmanlı modernleşmesi, geleneksel tarih yazımının aksine, seküler bir kopuştan ziyade dini meşruiyetin devlet eliyle yeniden üretildiği senkretik bir süreçtir. Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektâşîliğin 1826’da lağvedilmesiyle ortaya çıkan sosyo-politik otorite boşluğu, devletin ideolojik aygıtı olarak konumlanan Nakşibendî-Müceddidî ağlarının tahkim edilmesiyle doldurulmuştur. İstanbul’daki Özbek tekkelerine yönelik yoğun mimari himaye, maaş tahsisleri ve iaşe politikaları, bu stratejik ittifakın mekânsal ve kurumsal düzlemdeki en somut tezahürüdür. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden elde edilen keşif defterleri ve hatt-ı hümayunlar ışığında incelenen Üsküdar ve Unkapanı tekkeleri örneklemi, devletin bu kurumlara yönelik ilgisinin sıradan bir hayırseverlikten öte, devlet inşa stratejisinin hesaplı bir unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Şeriat merkezli bir Sufi ideolojisinin mekânsal temsili olan bu tekkeler, iç politikada sosyal disiplin ve meşruiyet aracı, dış politikada ise Türkistan ile kurulan diplomatik yumuşak güç kanalı olarak işlev görmüştür. Dolayısıyla II. Mahmud dönemi mimari patronajı, Tanzimat’a giden süreçte devlet ile toplum arasındaki güveni onaran ve moderniteyi Sünni ortodoksi üzerinden meşrulaştıran kurucu bir dinamik olarak değerlendirilmelidir.
The modernization paradigm of the Mahmud II era represents a syncretic process where religious legitimacy was reinvented by the state, rather than a mere secular rupture as often depicted in conventional historiography. The socio-political authority vacuum emerging after the abolition of the Janissary Corps and the Bektashi order in 1826 (The Auspicious Event) was navigated through the consolidation of Naqshbandi-Mujaddidi networks as state ideological apparatuses. The intensive architectural patronage, salary allocations, and subsistence policies directed at Uzbek dervish lodges (tekkes) in Istanbul constitute the spatial and institutional manifestation of this strategic alliance. Examining the Üsküdar and Unkapanı lodges through survey registers (keşif defterleri) and Imperial Decrees (Hatt-ı Hümayun) from the Ottoman Archives (BOA), it becomes evident that state interest in these institutions was not an act of random piety, but a calculated component of a broader "state-building" strategy. As spatial representations of a Sharia-centered Sufi ideology, these lodges functioned as instruments of social discipline and legitimacy in domestic politics, and as conduits of diplomatic "soft power" with Turkestan in foreign policy. Consequently, architectural patronage in the Mahmud II era should be interpreted as a foundational dynamic that restored trust between state and society and legitimized modernity through the vernacular of Sunni orthodoxy during the transition to the Tanzimat era.