Metafizikçi Ontolojiden Kelâmcı Epistemolojiye: Konusu ‘Mevcut’tan ‘Malum’a Evrilen Bir Disiplin İnşası
Beytulhikme An International Journal of Philosophy, cilt.15, sa.3, 2025 (ESCI, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 15 Sayı: 3
- Basım Tarihi: 2025
- Doi Numarası: 10.29228/beytulhikme.83790
- Dergi Adı: Beytulhikme An International Journal of Philosophy
- Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), EBSCO Education Source, TR DİZİN (ULAKBİM)
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makale, İslam
düşünce tarihinde kelâmın metafiziğe karşı kimliğini inşa etme sürecini ve bu
süreçte yaşanan köklü gerilimi analiz etmektedir. Çalışmanın temel tezi, kelâm
ilminin, metafiziğin “yüksek bilim” (el-‘ılmü’l-a‘lâ) olma iddiasıyla
hesaplaşırken, başlangıçta metafiziğe öykünerek konu edindiği “mevcut”u giderek
savunmacı bir refleksle “malum”a dönüştürdüğüdür. Makale, kelâm ilminin konu
değişimini üç temel uğrak üzerinden ele almaktadır: (i) Urmevî’nin kelâmı metafiziğe
tabi kılan uzlaştırıcı formülü; (ii) Gazzâlî’nin kelâmı metafiziğe rakip bir
küllî bilim olarak konumlandırma çabası; (iii) Semerkandî, Îcî ve Cürcânî gibi
müteahhir dönem kelâmcıların felsefî metafiziğe karşı geliştirdikleri “İslam
kanununa dayalı kelâm” tasavvurları. Nihai tahlilde makalede, kelâmın
metafizikten beslenen evrensel kimliğini kaybederek dinî inançları korumaya
odaklı bir savunma aracına indirgendiği savunulmaktadır.
This article
analyzes the process by which kalām constructed its identity in opposition to
metaphysics in the history of Islamic thought, and the fundamental tension that
arose during this process. The central thesis of the study is that the science
of kalām, in its confrontation with metaphysics’ claim to be ‘the highest
science’ (al-‘ilm al-a‘lā), initially adopted ‘the existent’ (al-mawjūd)
as its subject matter by emulating metaphysics, but gradually transformed it
into ‘the known’ (al-ma‘lūm) through a defensive reflex. The article
examines the shift in kalām’s subject matter through three key stages: (i) al-Urmawī’s
conciliatory formula that subordinates kalām to metaphysics; (ii) al-Ghazālī’s
attempt to position kalām as a universal science rivaling metaphysics; (iii)
the ‘kalām based on the Islamic canon’ conceptions developed by later kalām
scholars such as al-Samarqandī, al-Ījī, and al-Jurjānī in opposition to
philosophical metaphysics. Ultimately, it is argued that kalām lost its
universal identity derived from metaphysics and was reduced to a defensive tool
focused on protecting religious beliefs.