Alice Zeniter’in Kaybetme Sanatı Adlı Romanında Postkolonyal Hafıza, Sessizlik ve Anlatı


Creative Commons License

Tomat Yılmaz A.

SÖYLEM, cilt.11, sa.2, ss.823-838, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 11 Sayı: 2
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.29110/soylemdergi.1920481
  • Dergi Adı: SÖYLEM
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), MLA - Modern Language Association Database, TR DİZİN (ULAKBİM), MLA International Bibliography
  • Sayfa Sayıları: ss.823-838
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Alice Zeniter, 2017 yılında yayımlanan ve Goncourt des Lycéens Ödülü ile taçlanan Kaybetme 

Sanatı (L’Art de perdre) adlı romanında, Cezayir Bağımsızlık Savaşı sırasında Fransa’ya göç etmek 

zorunda kalan bir ailenin üç kuşağa yayılan suskunluğunu, bireysel ve toplumsal hafıza üzerinden 

irdeler. Anlatı, bağımsızlık mücadelesi sürecinde vatan hainliğiyle suçlanan ve Fransa’ya zorunlu 

göç eden Ali’nin suskunluğuyla başlar. Söz konusu suskunluk, oğlu Hamid’de geçmişi bilinçli 

olarak silen bir unutuşa dönüşürken, torunu Naïma’da ailenin bastırılmış gerçekliklerini bir anlatıya 

dönüştürme çabasına evrilir. Böylelikle roman, susturulmuş bir geçmişin sonraki kuşakların kimlik 

arayışında açtığı yaraları ve bu yaraların anlatı yoluyla iyileşme olanağını gözler önüne serer. Bu 

bağlamda, söz konusu yapıtta suskunluğun hafıza, kimlik ve aidiyet ekseninde üstlendiği işlev, Paul 

Ricœ ur’ün anlatı-hafıza ilişkisini etik bir boyutta ele alan kuramsal çerçevesi ile Maurice 

Halbwachs’ın toplumsal hafıza ve Homi K. Bhabha’nın yuvasızlık kavramları bağlamında 

irdelenecektir. 

In her novel The Art of Losing (L’Art de perdre), published in 2017 and awarded the Prix 

Goncourt des Lycéens, Alice Zeniter examines the silence spanning three generations of a family 

forced to migrate to France during the Algerian War of Independence, through the lens of individual 

and collective memory. The narrative begins with the silence of Ali, who was accused of treason 

during the struggle for independence and was forced to emigrate to France. While this silence turns 

into a conscious forgetting in her son Hamid, it evolves into an effort to reconstruct the family's repressed realities into a narrative in her granddaughter Naïma. In this way, the novel reveals the 

wounds inflicted on subsequent generations by a silenced past in their search for identity, and the 

possibility of healing these wounds through narrative. In this context, the function of silence along 

the axes of memory, identity, and belonging in the novel in question will be examined through the 

theoretical frameworks of Paul Ricœ ur, who approaches the relationship between narrative and 

memory from an ethical perspective, alongside Maurice Halbwachs's concept of collective memory 

and Homi K. Bhabha's concept of unhomeliness.