Yatay Etki Kavramının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Sistemi Bağlamında Değerlendirilmesi


Creative Commons License

Hazar Z.

Anayasa yargısı, cilt.41, sa.1, ss.367-441, 2024 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 41 Sayı: 1
  • Basım Tarihi: 2024
  • Dergi Adı: Anayasa yargısı
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.367-441
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında yatay etki, bireyler arası hukuki ilişkilerden doğan insan hakları ihlallerinin taraf devletlerin koruma yükümlülüğüne etkisi olarak tanımlanabilir. Çalışmada yatay etkinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemi içindeki anlam ve işlevinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda öncelikle yatay etki kavramına ilişkin kuramsal tartışmalar incelenmiş ve Sözleşme sistemindeki dayanakları araştırılmıştır. İkinci olarak taraf devletlerin koruma yükümlülüğünün bir parçası olan pozitif yükümlülükler ele alınmıştır. Pozitif yükümlülük doktrini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin insan haklarını “gerçek ve etkili koruma” hedefini, yatay ilişkiler nedeniyle ortaya çıkan ihlalleri de kapsayacak biçimde gerçekleştirmek için kullandığı en önemli araçtır. Söz konusu araç; özel hayata ve aile hayatına saygı, örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü, yaşam hakkı, işkence yasağı ve ayrımcılık yasağı başta olmak üzere birçok hakkın yatay düzlemde gerçekleşen ihlallerin giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre yatay düzlemde gerçekleşen ihlaller nedeniyle taraf devletlerden beklenen temel pozitif yükümlülükler; gerekli yasal standartların belirlenmesi, önleyici tedbirlerin alınması, etkili ve adil başvuru yollarının oluşturulması, yargı kararlarının uygulanması, özel hukuk araçlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun yorumlanması ile çatışan hakların ve kamusal menfaatlerin dengelenmesidir.

This study aims to address the meaning and function of the horizontal effect within the European Convention on Human Rights system. Horizontal effect can be defined as the impact of human rights violations arising from relations between private parties on the Contracting States’ obligation to protect rights under the European Convention on Human Rights. In this sense, firstly, the theoretical discussions on horizontal effect are examined and its foundation in the Convention system is propounded. Secondly, positive obligations incumbent on the Contracting States’ within the scope of their obligation to protect are discussed. The doctrine of positive obligation is the most important instrument used by the European Court of Human Rights to achieve the objective of “real and effective protection” of human rights, including the prevention of violations arising from horizontal relations. This instrument plays an important role in remedying horizontal violations of many rights, particularly the right to respect for private and family life, freedom of association, freedom of expression, right to life, prohibition of torture and prohibition of discrimination. According to the case-law of the European Court of Human Rights, the main positive obligations incumbent on States due to horizontal violations are setting the necessary legal standards, taking preventive measures, establishing effective and fair remedies, implementing and enforcing judicial decisions, interpreting private law instruments in accordance with the European Convention on Human Rights, and balancing conflicting rights and public interests.