DİRENÇLİ KENTLER OLUŞTURULMASINDA YEREL YÖNETİMLERİN ROLÜ
14. ULUSLARARASI KAMU YÖNETİMİ SEMPOZYUMU, Tunceli, Türkiye, 23 - 25 Ekim 2025, (Yayınlanmadı)
- Yayın Türü: Bildiri / Yayınlanmadı
- Basıldığı Şehir: Tunceli
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
DİRENÇLİ KENTLER OLUŞTURULMASINDA YEREL YÖNETİMLERİN ROLÜ
Banu AKTÜRK ÇETİN
Zarif Songül GÖKSEL
Özet
Günümüz kentleri birçok krizle karşı karşıya olup, varlıklarının devamı; bu krizler ortaya çıkmadan evvel tahmin edebilme/öngörme, olası çıkan krizleri en etkili şekilde çözebilme ve nihayetinde yaşanan bir kriz sonrası kısa zamanda eski haline dönebilme becerisine sahip olmalarına bağlıdır. Keskinleşen iklim değişikliği/krizi, hem şiddeti hem sıklığı gün geçtikçe artan doğal afetler, yaşanan salgın hastalıklar, zorunlu göçler, hızlı ve çarpık kentleşme ile nihayetinde derinleşen sosyal eşitsizlik gibi birbirine bağlı ve çok katmanlı krizlerle karşı karşıya kalan 21. Yüzyıl kentleri için bütün bu krizlere karşı dayanıklı/dirençli olmak büyük önem taşımaktadır.
Kentlerin dirençliliği olgusu fiziksel bir mesele olmasının ötesinde; sosyal, ekonomik ve yönetsel süreçleri de kapsayan bir yönetişim olgusudur demek yanlış olmayacaktır. Çünkü kentlerin karşı karşıya kaldığı krizler; fiziksel altyapının yanında yönetsel kapasiteyi, sosyal dokuyu ve toplumsal dayanışma mekanizmalarını da etkileyecek süreçleri beraberinde getirmektedir. Bu yüzden “dirençli kent” kavramı; kentlerin hem krizler/şoklar karşısında dayanıklı olmasını, hem de krizler/şoklar sonrasında uyum sağlama, öğrenme, dönüşme (esnek olma) veya kısa sürede eski haline geri dönebilme yeteneğini geliştirmeyi hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır.
Bu çalışmanın amacı, dirençli kentlerin oluşturulmasında yerel yönetimlerin kuramsal ve uygulamalı düzeyde rolünü ortaya koymaktır. Yerinden ve yerelden yönetim birimi olarak mahalli idareler, halkla doğrudan temas halinde olmaları ve gerek kentlerin gerekse kentlilerin ihtiyaçlarını, önceliklerini ve beklentilerini en yakından gözlemleyebilmeleri nedeniyle en kritik aktörler olarak değerlendirilmektedir. Yine olası tespit ve müdahalelerin etkin, verimli ve yerinde olması yerelden ve yerinden daha mümkün görünmektedir.
Afet risklerinin azaltılması, iklim değişikliğine/krizlerine uyum stratejilerinin hayata geçirilmesi, daimiyeti olan altyapıların geliştirilmesi, kapsayıcı bir sosyal yapının sağlanması ile marjinal ve hassas grupların kent yaşamına entegre edilmesi gibi birçok alanda yerel yönetimlerin etkin ve etkili olacağı beklenmektedir.
Bu çalışmada literatür taraması yanı sıra örnek olay/vaka analizi şeklinde iki temel yöntem birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini dirençli kentler, afet yönetimi, iklim uyumu, yerel yönetişim gibi kavramlara yönelik ulusal ve uluslararası literatür oluştururken; Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinden İstanbul, Eskişehir ve İzmir büyükşehir belediyeleri dirençli kent olma politikaları bakımından örnek vaka olarak seçilmiştir. Bu seçilen üç büyükşehir belediyesinin her biri farklı bir dirençlilik strateji ve kurumsal yapısına sahip olması bakımından çalışma için önem taşımaktadır. Böylelikle Türkiye’de yerel yönetimlerin dirençli kent oluşturma süreçlerindeki rolü ve etkileri birçok boyuttan ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır.
Dirençlilik kavramının kuramsal temellerini ortaya koyabilmek ve bu kavramın kent ölçeğindeki yansımalarını görebilmek açısından Sendai Afet Risklerini Azaltma Çerçevesi, 100 Resilient Cities girişimi, Birleşmiş Milletler Yeni Kentsel Gündemi (New Urban Agenda) ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları gibi belgeler uluslararası alanda yerel aktörleri yetkilendiren, doğa temelli ve kapsayıcı planlama çözümleri için veri temeline dayanarak karar almayı vurgulayan önemli bir çerçeve çizmektedir. En nihayetinde bu belgeler bu alanda yerel yönetimlerin konumunu güçlendirmeyi hedeflemektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu en önemli yerel yönetim düzeyi olarak kabul edilen belediyelerin yönetimiyle ilgili temel mevzuatlar olup; çevre, afet, altyapı ve sosyal hizmet alanında ilgili yönetim kademelerinin görevlerini belirlemektedir. Uygulamada ise birçok görev ve yetkinin merkezi idareye aktarılması ya da merkezi yönetimce sınırlandırılması söz konusu olmaktadır. Mali özerkliğin sağlanamaması hususu da eklendiğinde; özellikle küçük ve orta ölçekli belediyeler başta olmak üzere birçok belediye yönetimi yerel düzeyde stratejik dirençlilik planlarının hazırlanması ve uygulanması açısından sıkıntıya düşmektedir.
Yine de bazı büyükşehir belediyelerinin dirençli kentler yaratma yönünde önemli adımlar attıklarını da görmekteyiz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Dirençli İzmir Stratejisi” çerçevesinde afet risk analizi ve iklim değişikliğiyle mücadele alanlarında birtakım politikalar geliştirdiği görülmektedir. Olumlu birtakım adımlar atılmış olsa da içinde bulunduğumuz bu günlerde büyük orman yangınlarıyla mücadele eden İzmir için belirlenmiş olan bu stratejilerin yeterli olmadığı ya da uygulamaya doğru aktarılamadığının da altını çizmek gerekir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) oluşumuyla veri temeline dayanarak karar alma, katılımcı, bütüncül planlama ve afet yönetimi gibi alanlarda çalışmalar gerçekleştirmektedir. Büyük bir deprem tehditiyle karşı karşıya olan İstanbul için bu durum ivediliği ve aciliyeti olan bir konu olarak oldukça da önemlidir. Orta ölçekli bir büyükşehir olan Eskişehir’de ise yerel alt yapı yatırımlarıyla yeni çevre düzenlemeleri açısından bir dirençlilik stratejisinin benimsenmeye ve hayata geçirilmeye çalışıldığını görmekteyiz.
Nihai olarak bu çalışmada, dirençli kentlerin ortaya çıkmasında yerel yönetimlerin sadece uygulayıcı birimler değil; bunun daha ötesinde strateji geliştirici, toplumu harekete geçirici ve tabiki uzun vadede dönüşümü sağlayan aktörler olarak ele alınmasının gerektiğinin altı çizilmektedir. Bu doğrultuda da güçlü bir yerel yönetim yapısı büyük önem taşımaktadır. Mali açıdan güçlü, teknik kapasiteleri artırılmış, merkezle olan ilişkilerde esnek ve işbirlikçi bir yapı ile kuvvetlendirilmiş bir yerel yönetim yapısı dirençli kent hedeflerine ulaşmayı şüphesiz daha mümkün kılacaktır.
Dirençli kentler oluşturulması yalnızca bugünün krizlerine karşı değil, gelecekteki belirsizlik ve bilinmezliklere karşı da kentlerin daha hazırlıklı ve dayanıklı olmasını sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Dirençli Kent, Yerel Yönetimler, Afet Yönetimi, İklim Uyumu, Kentsel Dayanıklılık
THE ROLE OF LOCAL GOVERNMENTS IN BUILDING RESILIENT CITIES
Banu AKTÜRK ÇETİN
Zarif Songül GÖKSEL
Abstract
Today’s cities face numerous crises, and their survival depends on their ability to anticipate potential risks before they arise, respond effectively to emerging challenges, and recover quickly in the conclusion of a crisis. The 21st-century cities, which face interconnected and multilayered crises such as intensifying climate change, increasingly frequent and severe natural disasters, pandemics, forced migrations, rapid and unplanned urbanization which leading to deepening social inequality, being resilient against all these crises is of critical importance.
It would not be inaccurate to state that urban resilience is not merely a physical matter, but rather a governance issue that encompasses social, economic, and administrative processes as well. The crises faced by cities bring about challenges that affect not only physical infrastructure but also administrative capacity, social cohesion, and mechanisms of community solidarity. Therefore, the concept of a "resilient city" represents an integral approach that aims to improve a city’s ability not only to withstand shocks and crises, but also to adapt, learn, transform (remain flexible), and recover swiftly in their aftermath.
This study aims to explore the theoretical and practical role of local governments in creating resilient cities. Local governments as local administrative units are considered among the most critical actors due to their direct engagement with the public and their ability to observe public needs, priorities, and expectations closely. Moreover, the identification of potential issues and the implementation of timely and effective interventions are more feasible and effective when carried out at the local level.
Key Words: Resilient City, Local Governments, Disaster Management, Climate Adaptation, Urban Resilience