Hakikat, Adalet ve Temsil İsrail–Gazze Çatışmasında Şiddet ve Masumiyetin Etik Söylemler Üzerinden İnşası
Turkish Studies-Comparative Religious Studies, cilt.21, sa.2, ss.2561-2607, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 21 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.7827/turkishstudies.94228
- Dergi Adı: Turkish Studies-Comparative Religious Studies
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.2561-2607
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makalede, Ekim 2023’te başlayan İsrail–Gazze çatışmasının ardından Batı ana akım medyasının tutumu, özellikle CNN ve BBC haber içerikleri üzerinden incelenmiştir. Medya içerik analizi yöntemi kullanılarak, CNN ve BBC’nin Gazze’deki sivil ölümler, İsrail saldırıları, uluslararası hukuk ihlalleri ve “soykırım” iddialarına ilişkin söylemleri nitel olarak analiz edilmiştir. Ekim 2023’ten günümüze uzanan temsilî bir haber örneklemi üzerinde yapılan çözümleme; haber başlıkları, dil ve söylem, görsel kullanımının yanı sıra taraflara ayrılan temsil alanlarını kapsamaktadır. Bulgular, her iki kurumun da çatışmayı ele alırken belirgin bir çerçeveleme önyargısı sergilediğini göstermektedir. CNN’in haberlerinde çatışma çoğunlukla İsrail merkezli anlatılar ve söylemlerle sunulurken, BBC’nin yayınlarında Filistinli sivillerin acıları ve uluslararası hukuk bağlamı büyük ölçüde arka planda kalmıştır. Örneğin, duygusal ve insani bir dilin İsrailli kurbanlar için yoğun kullanıldığı, buna karşın Filistinli kurbanların benzer bir insani perspektifle ele alınmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, BBC’nin tarihsel bağlam (ör. Gazze ablukası) ve hukuki çerçeve (ör. savaş suçları, soykırım tartışmaları) sunmada yetersiz kaldığı, dahası her iki kurumun da haberlerinde Filistinli kaynakları ve perspektifleri sistematik biçimde marjinalize ettiği görülmüştür. Bu çalışma, medya kuruluşlarının çatışma söylemlerinin uluslararası kamuoyunun algılarını nasıl etkilediğine dair güncel bir değerlendirme sunmakta ve habercilik ilkeleri ışığında daha dengeli bir temsil gereğini vurgulamaktadır.