KIRGIZİSTAN CUMHURİYETİ ANAYASASI ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI’NDA YER ALAN VERGİ HÜKÜMLERİNİN ANAYASAL VERGİLENDİRME İLKELERİ BAĞLAMINDA MUKAYESESİ
27. ULUSLARARASI KAMU YÖNETİMİ FORUMU -Türk Dünyasında Karşılaştırmalı Kamu Yönetimi, Simkent, Kazakistan, 10 - 12 Eylül 2025, ss.54-58, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Simkent
- Basıldığı Ülke: Kazakistan
- Sayfa Sayıları: ss.54-58
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Kırgızistan 31 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığı ilan ederek yeni anayasa çalışmalarına hız verilmiş ve 5 Mayıs 1993 yılında bağımsız Kırgızistan’ın ilk anayasası kabul edilmiştir. Ülkenin ilk devlet başkanı olan Askar Akayev görevinin ilk döneminde totaliter yönetim geleneğinin demokratikleşmesi yolunda reformlar gerçekleştirmiştir. Ancak zamanla Akayev otoritesini güçlendirirken halkın hak ve özgürlükleri daraltılmıştır. Ekonomik sorunlar, otoriter sisteme geri dönüş adımları ve parlamento seçimlerine hile karıştırıldığı iddiaları 24 Mart 2005 tarihli Lale Devriminin yaşanmasına neden olmuştur. Devrimin ardından yeni devlet başkanı olarak beş yıl görevde kalan Bakiyev’in siyasi hayatı da benzer sorunlar nedeniyle halk ayaklanması ile sona ermiştir. Bakiyev’in selefi olan Roza Otunbayeva görevine başlamasının ardından yeni anayasa çalışmaları üzerinde durmuş, hazırlanan yeni anayasa ile 7 Haziran 2010 tarihinde Kırgızistan’da parlamenter sisteme geçiş yapılmıştır. 5-15 Ekim 2020’de yaşanan protestolar neticesinde Soranbay Ceenbekov’a da halk tarafından görevden el çektirilmiştir. Sadır Caparov Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş, 11 Nisan 2021 tarihinde gerçekleştirilen anayasa değişikliği ile 2010 yılından beri parlamenter sistemle yönetilen Kırgızistan Cumhuriyetinde devlet başkanlığı sistemine geçilmiştir. Yeni sisteme göre yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden ayrı iken; yürütme erkinin başı Cumhurbaşkanı olarak belirlenmiştir. Kırgızistan Cumhuriyeti’nin yasama organı Jogorku Keneş olarak adlandırılan parlamentodur.
Bilindiği üzere, vergi, devletin kamu giderlerinin finansmanını sağlamak maksadıyla kişilerden cebir yoluyla aldığı mali değerlerdir. Kişilerin maddi varlığı üzerinde doğrudan etki doğurması nedeniyle vergi ve vergilendirmeye ilişkin temel prensiplerin anayasa ile düzenlenmesi önem arz etmektedir. 18 Ekim 1982 tarihli 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda vergiye yönelik temel düzenleme olan madde olan 73 üncü madde Siyasi Haklar ve Ödevler Başlıklı Dördüncü Bölümünde yer almakta ve Vergi Ödevi başlığını taşımaktadır. Söz konusu madde metni, anayasal vergilendirme ilkelerini lafzından barındırmakta olup bu ilkeler genellik ilkesi, vergilerin kanuniliği ilkesi, genel karşılıklılık-özel karşılıksızlık ilkesi, vergilendirmede adalet ve eşitlik ilkesi, mali güce göre vergilendirme ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra anayasanın genelinde hâkim olan hukuk devleti ilkesi, eşitlik ilkesi ve hukuki güvenlik ilkelerini de eklemek mümkündür. Hukuk devleti ilkesine göre vergiye ilişkin tüm iş ve işlemler hukuka uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Eşitlik ilkesi ise, vergisel bir normun konulmasında veya vergilendirme sürecinde herhangi bir ayrım yapılmaksızın eşit davranılmasıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarından hareketle, bu eşitliğin eşitler arası eşitlik olduğu unutulmamalıdır. Kanunun lafzında yer alan ‘herkes’ ifadesi ile vergilendirmede genellik ilkesinin geçerli olduğunu, verginin kamu giderlerini karşılamak maksadıyla toplanması özel bir karşılığının bulunmadığını diğer bir deyişle genel karşılıklılık ilkesini anayasada düzenlendiğini göstermektedir. Mali güce göre vergilendirme ilkesine göre ise diğer yalnızca mali güce yani vergi ödeme gücüne sahip kişilerin mükellef olarak belirleneceği, mali gücü farklı olan kişilerin farklı vergilendirilmesi esastır. Böylelikle mali güce göre vergilendirme ilkesinin türevleri olan adalet ve elitlik ilkelerine hizmet edilmiş olacaktır. Temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı etkisi nedeniyle kamu hukukunun iki dalı olan ceza hukuku ve vergi hukuku alanında kanunilik ilkesi sıkı şekilde uygulanmaktadır. Nitekim bu ilke, vergi hukukunda vergilerin yasallığı/kanuniliği ilkesi ismiyle anılmakta olup Anayasanın 73 üncü maddesinde 3 üncü fıkrasında madde metninde açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre; vergi, resim ve benzeri mali yükümlülük yükleyen her türlü düzenleme yalnızca kanunla yapılabilir değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Bu ilke ana hatlarıylayürütmenin keyfi uygulamalarına karşı bir hukuki güvence olarak geliştirilmiş olup idarenin düzenleyici işlemleri ile mali yükümlülük yükleyen düzenlemeler koymasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Pozitif hukuk itibariyle, Kırgızistan Cumhuriyeti’nde 12 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe giren 31 Sayılı Kırgızistan Cumhuriyeti Anayasası uygulanmaktadır. Yeni Kırgız Anayasasında vergiye ilişkin düzenlemelerin hayli az ve yüzeysel olduğu göze çarpmaktadır. Kırgızistan Cumhuriyeti Anayasasının ‘Anayasa Yapısının Sosyo-Ekonomik Temelleri’ başlıklı II nci Bölümünde yer alan 18 inci maddesi: ‘Kırgız Cumhuriyeti devlet bütçesi, cumhuriyet ve mahalli bütçelerden oluşur, devletin gelir ve giderlerini içerir. Kırgız Cumhuriyeti'nde tek vergi sistemi vardır. Vergi koyma hakkı Jogorku Keneş'e aittir. Yeni vergileri belirleyen ve mükelleflerin durumunu kötüleştiren mevzuat önceki döneme uygulanmaz. Yeni vergileri belirleyen ve mükelleflerin durumunu kötüleştiren mevzuat önceki döneme uygulanmaz.’ şeklinde düzenlenmiştir. Anayasal düzenleme ile devlet bütçesinin cumhuriyet bütçesi ve mahalli bütçelerden oluştuğu belirtilmiştir. Kırgızistan Cumhuriyeti’nde yerel yönetimler, yerel mecliste onaylanması ve yalnızca yerel bölgede toplanması şartları ile vergilendirme özerkliğine sahiptir. Anayasal hüküm gereğince; Kırgızistan Cumhuriyeti’nde vergilendirme yetkisi yasama organına tanınmıştır. Kırgızistan Cumhuriyetinde kuvvetler ayrılığı ilkesi söz konusu olup halk temsilcilerinden oluşan Jogorku Keneş isimli parlamento, yasama organıdır. Bu düzenleme ile doğrudan vergi koyan düzenlemelerin yasama organı tarafından kanun ile yapılacağı ifade edilerek temsilsiz vergi olmaz ilkesinin bugünkü izdüşümü olan vergilerin kanuniliği ilkesine açıkça atıf yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın aksine Kırgızistan Cumhuriyeti Anayasası’nda vergi hukuku özelinde geriye/geçmişe yürümezliği lkesi anayasal bazda düzenleme bulmuştur. Anayasanın ‘Ekonomik ve Sosyal Haklar’ başlıklı IV. Bölümde yer alan 50 nci maddesinde ‘Herkes vergi ve harçları kanunun öngördüğü hallerde ve şekilde ödemekle yükümlüdür.’ düzenlemesine yer verilmiştir. Kırgız Cumhuriyeti Anayasası’nda da benzer şekilde ‘herkes’ sözcüğü ile vergilendirmede genellik ilkesinin geçerli olduğunu göstermektedir.
Ancak düzenlemede mükellefin mali gücüne göre vergilendirileceğine ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Vergi ve harçlar gibi mali yükümlülükler bakımından kanunun öngördüğü haller ve şekilde ifadesi ile kanun vurgusu yapılarak vergilerin kanuniliği ilkesinin altı bir kez daha çizilmektedir. Kırgızistan’ın bağımsızlığının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süredir birçok kez anayasa değişikliğine gidilmiştir. Değişen anayasalarla beraber halen anayasada yer alan vergi hükümlerinin az sayıda oluşu ve yüzeysel hükümler dikkat çekmektedir. Kırgız halkı ve Türk halkı arasındaki güçlü soy, gelenek ve kültür birliği yadsınamaz bir gerçektir. Ancak iki ülke arasındaki bu önemli bağ, anayasal düzenlemelerde yeterli kadar yer almamaktadır. Kırgız Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan vergi hükümlerini başta genellik ilkesi, vergilerin kanuniliği ilkesi ve geçmişe yürümezlik ilkesi açıkça düzenlenmiş olup mali güce göre vergilendirme ilkesi ve bunun türevi vergilendirmede adalet ve eşitlik ilkeleri anayasal vergilendirme ilkesi olarak karşımıza çıkmamaktadır. Bu yönüyle anayasal vergilendirme ilkeleri Türk Anayasasıyla mukayese edildiğinde Türk anayasasında yer alan ilke sayısı bakımından daha geniştir.
Anahtar Kelimeler: Kırgızistan Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Anayasal vergilendirme ilkeleri, Vergilerin kanuniliği ilkesi, Mali güce göre vergilendirme ilkesi