KÜRESIZLEŞME ÇAĞINDA TÜRKLERIN DÜNYASINDA JEO-KÜLTÜREL BIR YENIDEN ANLAM İNŞASI
13. Yıldız Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi, İstanbul, Türkiye, 11 - 12 Mayıs 2026, ss.120-121, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.120-121
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Soğuk Savaş sonrası dönem, uluslararası sistemde yalnızca güç dengelerinin değiştiği bir süreci değil, aynı zamanda kimlik, coğrafya ve medeniyet tasavvurlarının yeniden tanımlandığı derin bir dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Bu tarihsel kırılma noktasında, Türkiye’nin jeo-kültürel etki alanında “Türkler Dünyası” olarak nitelendirilebilecek çok katmanlı ve stratejik bir saha daha görünür hâle gelmiştir. Bununla birlikte, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında yükselen bütünleşik Türk ulusu ideali; Türkiye’deki Batılılaşma eksenli ulus-devlet inşa süreci ile Türkiye dışındaki Türk topluluklarının maruz kaldığı sömürgeleştirme, soykırım ve asimilasyon politikaları neticesinde önemli ölçüde kesintiye uğramıştır. Günümüzde ise Batı merkezli liberal düzenin çözülmeye başladığı ve yerini giderek bölgesel güç odaklarına bıraktığı bir “Küresizleşme” evresine girildiği; bu süreçte başta Türkler Dünyasında olmak üzere tüm dünyada hem risklerin hem de fırsatların arttığı gözlemlenmektedir. Bu çalışma, küresizleşme eğilimlerinin ivme kazandığı ve Çin ile Rusya gibi küresel aktörlerin Türk jeo-kültürel havzasında kendi jeopolitik düzenlerini tahkim etmeye yöneldiği bir konjonktürde, söz konusu coğrafyanın dönüşen stratejik rekabet karakterini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın kuramsal ve kavramsal çerçevesini, Mehmet Akif Okur tarafından geliştirilen “Küresizleşme”, “Dünyacı milliyetçilik” ve “Türk eli” kavramları etrafında şekillenen, Türk ve Türkiye merkezli bir “Anlam inşası” yaklaşımı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, Türkleri jeopolitik bir özne olarak merkeze alan yeni bir dünya tasavvuruna yönelik akademik literatüre ve stratejik arayışlara katkı sunmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede, klasik Batı tipi ulusçuluk anlayışının ötesine geçen; daha kapsayıcı, çok merkezli ve medeniyet temelli bir perspektif sunan; ulusal sınırları bütünüyle reddetmeyen ancak kültürel sürekliliği bu sınırların ötesine taşıyan yeniden tanımlanmış bir Türkçülük fikriyatının gerekliliği tartışılmaktadır. Tebliğin temel iddialarından biri gerek Türkiye’de gerekse dış Türk literatürlerinde yerleşik hâle gelen ve Türklüğü ilgilendiren bazı kavram ve söylemlerin eleştirel biçimde sorgulanması ve bunların yerine daha kapsayıcı, kuşatıcı ve kaynaştırıcı alternatiflerin önerilmesidir. Sonuç olarak, küresizleşme çağında Türkler Dünyası’nın yeniden tanımlanması ve inşası, yalnızca politik veya ekonomik bir entegrasyon projesi değil; aynı zamanda epistemolojik ve ontolojik bir dönüşüm süreci olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışma, geliştirilecek yeni kavramsal çerçevenin ve söylem alanının, Türklerin küresel sistemde edilgen bir nesne olmaktan çıkarak kendi kaderini tayin edebilen stratejik bir “özne” hâline gelme kapasitesini artıracağını savunmaktadır. Bu yeniden inşa süreci, Turan jeopolitiğinde dengeleri değiştirebilecek ve Türk toplulukları arasında kalıcı bir kültürel ve siyasal zemin oluşturabilecek potansiyele sahiptir.