Arap Edebiyatında Ütopya ve Distopya
Uluslararası FSMVÜ Arap Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Kongresi, İstanbul, Türkiye, 9 - 11 Mayıs 2025, sa.173, ss.288-307, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.288-307
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Ütopya kavramının temelleri, 16.yüzyılda hümanist bir yazar olan Thomas More tarafından atılmıştır. Ütopya türü her ne kadar 16.yüzyılda yeni bir edebi form olarak ortaya çıksa da ilham kaynağı olan; ideal yer, özgür ve refah içerisinde yaşam düşüncesi, eşit ve adil toplum arzusu Sümer, Mısır, Hint ve Çin medeniyetleri gibi çok eski dönemlere kadar dayanmaktadır. Esasında, ütopya türü insanlığın ortak ideali olan yeri ‘cenneti’ kurgulama çabasının edebiyat alanında dışa vurumudur. Distopya türü ise, ilk kez John Stuart Mill tarafından 1868 yılında kullanılmıştır. Distopya, ütopik toplumun tam tersi; baskıcı, adaletsiz ve insanlık dışı, tüm ahlaki değerlerin yozlaştığı, yaşanmaz bir hale dönüşecek olan geleceği ‘cehennem’ tasvir eden türdür. Dünya edebiyatı ve sanatında, distopik eserlerin ortaya çıkışında özellikle 20.yüzyıl ve sonrasında yaşanan savaşlar, değerler sistemindeki bozulmalar, teknolojik gelişmeler, kapitalist sistemin sebep olduğu problemler vb. etkili olmuştur. Ütopya ve distopya iki zıt kavram gibi gözükse de temelde birbirini tamamlayan iki türdür. Distopyalar, ütopyaların gerçekleşmemesi halinde ortaya çıkabilecek korku ve tedirginlikleri eleştirel tarzda ortaya koyarken ütopyalar ise, distopyalara karşı insanlığa umut vererek yaşam istencini pekiştirmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi kullanılmış olup; Ütopya ve distopya kavramlarını geniş bir şekilde tanımladığımızda Cahiliye döneminden itibaren klasik Arap edebiyatında, bu iki tür içerisinde değerlendirilebilecek farklı edebi formlarda pek çok eser olduğuna, Modern Arap edebiyatında ise ütopya türünün ilk olarak 19.yy’da dini ideoliji ile iç içe geçmiş bir şekilde ortaya çıktığına, 20.yy’a gelindiğinde ise başta Mısır olmak üzere bilim kurgu ve fantezi türü ile karışık bir şekilde eserler verildiğine, 1948 yılında Nekbe’nin yaşanması ve İsrail’in resmen kurulması, 1967 yılındaki 6 gün savaşları, Arap ülkelerindeki askeri darbeler ve sivil ayaklanmalar, özellikle 2011 yılında başlayan Arap Baharı ütopyasının başarısız olması, 2013 yılında Mısır’da yaşanan askeri darbe ve diğer Arap ülkelerinde istikrarsızlık, siyasi baskı, ekonomik durum gibi daha pek çok sebebin modern Arap edebiyatında güncel anlamıyla distopya türünün ortaya çıkmasına zemin hazırladığına, ütopya türünde olduğu gibi distopya türünde de Mısır’ın başı çektiğine, özellikle 2011 yılından itibaren distopya türü eserlerinin sayısında artış olduğuna ve çok satanlar içerisinde yer aldığına, günümüzde ise bu türde genç yazarlar tarafından basılı ve e-kitap formatında eserler verilmeye devam ettiğine ulaşılmıştır. Modern dönemde bu iki türde ortaya çıkan eserlerin edebiyat sosyolojisi, karşılaştırmalı edebiyat ve disiplinlerarası bir şekilde farklı açılardan değerlendirilmesinin Arap düşünce sisteminin kodlarını belirleme konusunda yardımcı olacağı aşikardır. Aynı şekilde klasik Arap edebiyatında derinlemesine yapılan çalışmaların daha farklı sonuçlar ortaya çıkaracağını da belirtmek gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Arap Edebiyatı, Ütopya ve Distopya, Edebu’l-medîneti’l-Fâżila, Edebu’l Medîneti’l-Fâside
The foundations of the concept of utopia were laid by the 16th-century humanist writer Thomas More. Although the utopian genre emerged as a new literary form in the 16th century, its sources of inspiration—such as the idea of an ideal place, the aspiration for a free and prosperous life, and the desire for an equal and just society—date back to ancient civilizations, including Sumerian, Egyptian, Indian, and Chinese cultures. Essentially, the utopian genre is a literary expression of humanity’s common ideal: the construction of "paradise." On the other hand, the term "dystopia" was first used by John Stuart Mill in 1868. Dystopia is the complete opposite of utopia; it depicts a future that is oppressive, unjust, inhumane, and morally corrupt—a vision of "hell." In world literature and art, the emergence of dystopian works has been particularly influenced by the wars of the 20th century and beyond, the deterioration of value systems, technological advancements, problems caused by the capitalist system, and other similar factors. Although utopia and dystopia may appear to be opposing concepts, they are fundamentally complementary. While dystopias critically highlight the fears and anxieties that may arise if utopias fail to materialize, utopias, in contrast, provide humanity with hope and reinforce the will to live. In this study, document analysis, a qualitative research method, was employed. When examining the concepts of utopia and dystopia comprehensively, it is evident that from the pre-Islamic era onward, numerous works in classical Arabic literature can be evaluated within these two genres. In modern Arabic literature, the utopian genre first emerged in the 19th century, intertwined with religious ideology. By the 20th century, particularly in Egypt, works blending science fiction and fantasy began to appear. The events of 1948, known as the Nakba, along with the official establishment of Israel, the Six-Day War of 1967, military coups and civil uprisings in Arab countries, the failure of the Arab Spring movement that began in 2011, the military coup in Egypt in 2013, and other factors such as political repression, economic instability, and social unrest all paved the way for the emergence of dystopian literature in modern Arabic literature. Just as in the utopian genre, Egypt has also played a leading role in the development of dystopian literature. Notably, since 2011, the number of dystopian works has increased significantly, with many becoming bestsellers. Today, young writers continue to produce works in this genre, both in print and as e-books. It is evident that analyzing works in these two genres from a sociological, comparative, and interdisciplinary literary perspective will contribute to understanding the fundamental structures of Arab thought. Likewise, in-depth studies on classical Arabic literature are likely to yield different and significant findings.
Keywords: Arabic Literature, Utopia and Dystopia, Adab al-Madīnat al-Fāḍila, Adab al-Madīnat al Fāsida