Haricî Gerçekliğin Kurucu İlkesi Olarak Asâletü’l-Vücûd: Hikmet-i Müteâliye Perspektifinden Bir Temellendirme


Hasançebi D.

Turkish Studies- Comparative Religious Studies, vol.21, no.2, pp.2783-2838, 2026 (TRDizin)

Abstract

Bu çalışma, zihin dışı gerçekliğin kurucu taşıyıcısının ne olduğu sorusunu asâletü’l-vücûd ve i‘tibâriyyetü’l-mâhiyye tartışması üzerinden yeniden kurar ve değerlendirmeyi genel olarak Hikmet-i müteâliye çerçevesinde yürütür. Çalışmanın temel problemi, haricî gerçeklikte zorunlu olarak gözlenen teşahhus, mevcudiyet ve hariciyyet niteliklerinin hangi ontolojik ilke tarafından taşındığı ve aynı gerçeklik alanında vahdet ile kesretin birlikte bulunmasının hangi zeminde tutarlı biçimde açıklanabildiğidir. Bu problem yalnız tanım düzeyinde değil; teşkikî kesret, helîye basîte, ittisâf bi’l-vücûd ve ca‘l gibi düğüm noktalarında açıklama gücünü koruyan modelin sınanması yoluyla ele alınır. Çalışmanın amacı, mahiyetin kurucu kabul edilmesinin doğurduğu açıklama maliyetlerini görünür kılarak varlığın asaleti tezinin sistematik biçimde temellendirilebileceğini göstermektir. Literatürde sıkça şematik biçimde aktarılan “asâletü’l-vücûd/itibârî mahiyet” formülünün, haricî gerçekliğin zorunlu nitelikleriyle ve teşkikî kesretin mertebe mantığıyla birlikte, ca‘l bahsindeki “ilk taalluk” sorusuna bağlanarak bütüncül bir delil omurgası içinde gerekçelendirilmesi çalışmanın katkısıdır. Yöntem, kavramsal-analitik okuma ile karşılaştırmalı değerlendirmeyi birleştirir. Bulgular, mahiyetin “bimâ hiye hiye” düzleminde teşahhus, hariciyyet ve mevcudiyeti zorunlu olarak taşımadığını; dereceli kesretin mahiyetin dışlayıcı yapısıyla değil, varlığın mertebeli hakikatiyle açıklanabildiğini; ca‘l tartışmasında ilk tesiri mahiyete bağlayan kurguların devir/teselsül veya açıklama teselsülü baskısını artırdığını ortaya koyar. Sonuç olarak, haricî gerçeklikte vahdet ve kesreti birlikte taşıyan kurucu ilke mahiyet değil, teşkikî ve mertebeli varlık hakikatidir.