Toplumsal Dönüşümler ve Siyasal Halkla İlişkiler: Türkiye'de 1946'dan 2002'ye Seçim Kampanyaları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERDAR ANALI

Danışman: ESRA İLKAY İŞLER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Seçim süreçlerinde siyasal aktörler, etkili siyasal halkla ilişkiler çabaları göstererek, seçmenleri kendisine oy vermeye ikna ederler ve rızalarını kazanmaya çalışırlar. Siyasal aktörlerin söylemleri, vaatleri, Türkiye'de ve dünyada ekonomik veya toplumsal olgulardan bağımsız değildir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili hayata geçişten itibaren ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin ışığında, seçim kampanyalarını ve kampanyalarda meydana gelen değişimleri siyasal halkla ilişkiler bağlamında incelemek ve bir panoramasını çıkarmaktır. Akademik literatürde, seçim kampanyaları hakkında tek tük belirli dönemlere odaklanmış çalışmalar olsa da siyasal halkla ilişkiler hakkında detaylı bütünlüklü analizler, özellikle de seçilen süre göz önüne alındığında, nadir hatta yok denecek kadar azdır. Araştırmanın önemi; kampanya süreçlerinin ekonomik ve toplumsal yapıyla bağlarını kurması ve zamanın ruhunu birincil verilerden çıkarak bütüncül bir şekilde sunmasıdır. Çalışma, medya araştırmalarına tarihsel bir bakış açısıyla siyasal halkla ilişkilerin dönüşümünü göstermesi ile özgün bir katkı sağlamaktadır. Çalışma, niteliksel yöntemle, betimleyici tarihsel analiz olarak tasarlanmıştır. Araştırmada 1946-2002 yılları arasındaki genel seçimlerin seçim kampanyaları incelenmiştir. Partilerin seçim kampanyalarındaki söylemlerini incelemek üzere araştırma birimi, dönemin gazete, radyo ve televizyon yayımlarıdır. Araştırma sonucunda; kampanyaların başlangıçta seçmenlere partiyi ve lideri tanıtma amacına yönelik icra edilirken zamanla siyasal pazarlama şekline dönüştüğü, halkın seçim süreçlerinde değerli hale gelmesi ile söylemin önem kazandığı, partilerin birinci öncelikli söylemlerinin ekonomik ve ikinci öncelikli söylemlerinin demokrasi odaklı olduğu tespit edilmiştir.