Ebeveyn tutumları, kişilik özellikleri ve bilişsel duygu düzenlemestratejilerinin sosyal anksiyete belirtileri ile ilişkisinin incelenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HATİCE KÜBRA ÖZDEMİR
Danışman: Ece Bekaroğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu araştırmada sosyal anksiyete bozukluğu, algılanan ebeveyn tutumları, kişilik özellikleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Türkiye'de yaşayan 20-40 yaş arasındaki 430 bireyden oluşmuştur. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği (KAET-Ç), Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM Statistic SPSS-25 programı kullanılmıştır ve bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizinden faydalanılmıştır. Kadınlarda ve düşük bir sosyoekonomik duruma sahip olanlarda daha fazla sosyal anksiyete belirtileri olduğu görülmüştür. Ruminasyon, kendini suçlama, kabul etme, yıkım ve diğerlerini suçlama stratejilerinin sosyal anksiyete belirtilerini arttırdığı, plana tekrar odaklanma ve pozitif yeniden gözden geçirme stratejilerinin ise sosyal anksiyete belirtilerini daha az deneyimlemekle ilişkili olduğu görülmüştür. Algılanan ebeveyn tutumlarından duygusal sıcaklığın sosyal anksiyete belirtilerini daha az, aşırı koruyucu ve reddediciliğin ise daha fazla deneyimlemekle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Dışadönük, sorumluluk ve gelişime açıklığın sosyal anksiyete belirtileri ile olumsuz, duygusal tutarsız ve olumsuz değerlilik boyutlarının ise olumlu yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, dışadönüklük, uyumluluk ve gelişime açıklık kişilik özellikleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden yıkım stratejisinin sosyal anksiyete belirtilerini yordadığı görülmüştür. SAB tedavisinde plana tekrar odaklanma ve pozitif yeniden gözden geçirme stratejilerinin öğretilmesinin ve şema terapi, kabul ve kararlılık terapisi veya metakognitif terapi gibi bilişsel duygu düzenleme stratejilerine başvurulan terapi modellerine başvurulmasının yararlı olabileceği düşünülmüştür. Elde edilen bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, gelecekte yapılacak araştırmalara yönelik öneriler ve mevcut çalışmanın sınırlılıkları sunulmuştur.